Şüpheli.Net - Şüphe Tek Gerçektir …

ali-kuscu-temsili

Ünlü Türk Bilginleri

3 sene önce yayınlanan bu yazı tarafından Bilim, Detay Bilgi kategorisine eklenmiş.

BİRUNİ( 973 – 1051 )

Beyruni olarak da anılır. Türk-İslam dünyasının yetiştirdiği büyük bilim ve  din adamlarından biridir. Bugün İran sınırları içinde bulunan Kas şehrinde 973  yılında doğmuştur.
Harezm Türklerindendir ve küçük yaşta babasını kaybetmiştir. Bîrûnî,  kabiliyetleri ve zekası ile hemen dikkatleri çekerek Harezmşah hanedanından  meşhur matematikçi Ebu Nasr Mansur, Bîrûnî’yi himayesine alarak yetiştirmiştir.
Dünyanın döndüğünü ilk bulan bilim adamı Ümit Burnu, Amerika ve Japonyanın  varlığından bahseden ilk bilim adamıdır. Amerika kıtasının varlığını Kristof  Kolomb’dan keşfinden 500 sene önce bildirmiştir. Matematik, Jeoloji, Coğrafya,  Tıp, Felsefe, Fizik, Astronomi gibi dallarda eserler yazmıştır. Çağın En Büyük  Alimidir.
Astronomi çalışmalarına 995’te başlayan Bîrûnî, Harezm civarındaki  Buşkatir’de, güneşin ve gezegenlerin deklinasyonlarını (meyillerini) tespit  etti. Dönemin önde gelen astronomlarıyla birlikte çeşitli rasat çalışmaları  yapan Bîrûnî, 44 yaşındayken Gazneli Sultan Mahmut’un himayesine girdi ve  çalışmalarını burada sürdürdü. 1011’de Kabil’de çalışmalar yaptı.

 

ALİ KUŞCU

Türk-İslam  dünyasının büyük astronomi ve kelam alimidir. XV. yüzyıl başlarında dünyanın en  önemli bilim merkezi olan Semerkant’ta doğmuştur. Babası Muhammed, ünlü Türk  Sultanı ve astronomu Uluğ Bey’in kuşçusu olduğu için, ailesi ‘Kuşçu’ lakabıyla  meşhur olmuştur. Küçük yaştan itibaren matematik ve astronomiye ilgi duyan Ali  Kuşçu, devrin en büyük alimleri olan Bursalı Kadızâde Rumî, Gıyâseddin Cemşîd  ve Muînuddîn Kâşî’den matematik ve astronomi dersi almıştır. Daha sonra  bilgisini artırmak için Kirman’a giderek Hall-ü Eşkâl-i Kamer (Ay Safhalarının  Açıklanması) adlı risale ile Şerh-i Tecrîd adlı eserini yazmıştır. Uluğ Bey’e  yardımcı ve rasathanesine müdür yapılmıştır.
Ali Kuşçu, Osmanlılar  arasında astronomi bilimini yaymıştır.
Ali  Kuşçu’nun, hepsi de birbirinden değerli pek çok eseri vardır: Bunların başında  Risâle fi’l-Hey’e (Astronomi Risalesi) gelir. Ali Kuşçu bu harika bir astronomi  kitabını, önce Farsça yazmış, daha sonra bazı eklemelerle Arapça’ya  çevirmiştir. Fatih Sultan Mehmet’e ise, Arapça olan nüshayı sunmuştur. Uluğ  Bey’in, yıldız hareketlerini inceleyen Zîç adlı eserini de yorumlamış, ve  genişletmiştir. Ayrıca, Risâle fi’l-Fethiye (Fetih Risalesi), Risâle fi’l-Hesâb  (Matematik Risalesi) bilinen eserlerindendir.
Ali Kuşçu 1474’te  İstanbul’da vefat etmiştir.

FARABİ

Büyük  mütefekkir ve ünlü musikî üstadıdır. 870 yılında Türkistan’ın Seyhun ırmağı  kenarındaki Farab kasabasında doğmuştur. Asıl adı Ebu Nasır Muhammed ibn Türkan  el Farabî’dir. İlk öğrenimini Farab’da, yüksek öğrenimini ise Bağdat’ta  yapmıştır. Farsça, Arapça, Latince ve Yunanca bilmekteydi. Mantık, felsefe,  matematik, tıp ve musikî üzerinde büyük bilgi sahibi idi. Bu konular üzerinde  100′den fazla eser vermiştir. Ancak bugün elde sadece 39 eseri kalmıştır. Bu  arada Aristo’nun bütün eserlerini de şerh etmiştir. 950 yılında Şam’da vefat  etmiştir. Babüssagîr mezarlığında yatmaktadır.
Onun, İlimler Ansiklopedisi (İhsâu’l-Ulûm) adlı eserinde, döneminin  filoloji, mantık matematik, fizik, kimya, ekonomi ve siyaset alanlarındaki  bütün bilgileri vardır ve özet olarak mahiyetlerini anlatır. Et-Ta’limü’s-Sanî  ve İhsâu’l-Ulûm doğu dünyasının ilk ansiklopedisi sayılan değerli  eserlerindendir. Bu büyük dahinin eserleri Hindistan’da ve Mısır’da basılmış,  İbranice’ye ve batı dillerine de çevrilmiştir. Büyük bilginlerden, İbni Sina ve  İbni Rüşt gibi büyük filozoflar ondan ders almışlar ve onun aydınlığında  yetişmişlerdir.

 

HAREZMİ

Harezmî, IX. yüzyılda yaşayan ve cebir alanında ilk defa  eser yazan Müslüman Türk bilginidir. Harezmî  780 yılında Harezm’de doğmuştur. Daha sonra ilim öğrenmek amacıyla, kendi  döneminin ilim merkezi olan Bağdat’a gitmiştir. Abbasi Halifesi Me’mun,  Bağdat’ta kurduğu kütüphanenin (Darülhikme) idaresini kendisine verince,  matematik ve astronomi kaynaklarını uzun süre inceleme imkanı bulmuştur.  Bağdat’taki bilimler akademisi Darülhikme’de görev alarak, matematik, astronomi  ve coğrafya alanında değerli çalışmalar yapmıştır. İlk defa, birinci ve ikinci  dereceden denklemleri analitik metotla; bir bilinmeyenli denklemleri de  cebirsel ve geometrik metotlarla çözmenin kural ve yöntemlerini de Harezmî,  tespit etmiştir. Matematikte ilk kez sıfır rakamını kullanan Harezmî, cebir  bilimini metodik ve sistematik olarak ortaya koymuştur. Kendisinden önceki  cebire ait konuları, yine ilk kez ‘cebir’ adı altında sistemleştirmiştir.
Yeryüzünün  çapına ait hesaplarını Kitâbu Sûreti’l-Arz adlı kitabında topladı. Bu eserde,  Nil Nehri’nin kaynağını açıklayan Harezmî, Batlamyus’un astronomik cetvellerini  de düzeltmiştir. Matematik, astronomi ve coğrafya alanında çok sayıda eser  yazmıştır..
Harezmî, 850 yılında Bağdat’ta vefat  etmiştir.

ULUĞ BEY

Dünyaca  ünlü Türk matematikçisi ve astronomi bilgini olan hükümdardır. 13 yaşında iken  Horasan ve Maveraünnehir eyaletlerine hakan naibi oldu. 1446 yılında babasının  ölümü üzerine hükümdar oldu. Saltanat yılları sırasında matematik ve astronomi  ile yakından ilgilendi. Astronomiye ait tablosu yıllar sonra İngiltere ve  Fransa’da basıldı. 1449 yılında kendisine isyan eden oğlu Abdüllatif Mirza  tarafından 54 yaşında iken öldürüldü.
Uluğ  Bey hakan olunca, Osmanlı Devleti ile münasebetlerini sıklaştırmaya ve  geliştirmeye gayret etmiş ve iki Türk ülkesi arasında elçiler, bilim adamları  gidip gelmeye başlamıştır. O, savaştan çok kendisini bilime adamış bir  hükümdardı. Astronomi ilminin gelişmesine çalışmıştır Sarayına zamanın  bilginlerini toplayarak onları korudu. İnceleme için Çin’e kadar heyetler  gönderdi. Semerkant’ta bir medrese, bir de rasathane yaptırdı.. Bu rasathane  orta çağdaki astronomi bilgisini en yüksek düzeye ulaştırmıştır.

 

PİRİ REİS

Muhiddin  Pîrî kesin tarihi bilinmekle beraber 1465-1470 yılları arasında, Türk  denizciliğinin önemli merkezlerinden biri olan Gelibolu’da dünyaya gelmiştir.  Babası Hacı Mehmet ,amcası ise o dönemin ünlü kaptanlarından Kemal Reis idi. 11  yaşına geldiğinde önce korsan olarak işe başladı, sonradan devlet hizmetine  giren amcası Kemal Reis ile birlikte denize açılmış ve1487-1493 yılları  arasında çeşitli deniz savaşlarına karışmıştır. Türk denizcilik tarihinden  ,kendisinden bağımsız olarak söz edilmesi 1499-1502 yılları arasındaki  harplerde gösterdiği başarılardan dolayıdır. Harita çizimiyle uğraşmış, daha  sonra büyük Türk denizcisi Barboros’un (1476-1546) hizmetine girmişti.
Mısır’ın  zaptı sırasında (1516-1517) komutasındaki gemilerle en önemli deniz üssü olan  İskenderiye’nin ele geçirilişinde büyük başarı göstermiştir.
Yazmış olduğu Kitab-i  Bahriye Hükümdarın beğenisini kazanmıştır . Bunu bugün elimizde sadece ilk  parçası bulunan ve Kuzey Amerika haritası diye adlandırılan İkinci Dünya  haritası izlemiştir.
Bu başarıları düşmanlarını kızdırmıştı. Özellikle Basra  Beyler Beyi Paşa Pîrî ‘nin donanmayı Basra’da terk ettiği haberini İstanbul’a  ulaştırdı.Mısır Valisi Dukayin-zâde Mehmed Paşa da bu görüşlere katılınca, yaşı  seksenin üzerinde olan Pîrî Reis 1555 yılında Kahire’de idam edilmiştir.

 

CEZERİ(1153-1233)

İlk sistem mühendisi ve ilk sibernetikçi ve elektronikçi Bilgisayarın  babası; oysa bilgisayarın babası yanlış olarak ingiliz matematikçisi Charles  Babbage olarak bilinir. Cizre’de doğmuş Fizikçi ve 60 makina mucididir. Robot  ve Bilgisayar ana temelleri, saatler, su makineleri, musluk, kilitler, çocuk  oyuncakları buluşları arasında yer alırKitapları uzun yıllar Avrupa  üniversitelerinde okutulmuştur. Artuklu  Türklerindendir. Artukoğullarında 32 yıl Reis-ül amal (başmühendis) olarak  görev yapmıştır. Karaaslan tarafından Hısn Keyfa’da inşa ettirilen muhteşem  köprü ile onun altındaki çarşı, han, hamam ve mahallelerin imarında emeği  geçti. Ülkemizde İTÜ Bilim ve Teknoloji Tarihi Enstitüsü, Cezeri’nin  kitabındaki şekillerin aslına sadık kalarak, tavuskuşlu su saatini yapmayı  gerçekleştirmiştir. Cezeri’nin yaptığı makine parçalarının bir kısmına  kendisinden 200-350 yıl sonra yaşayan Giovanni de Donti ve Leonardo da Vinci’de  rastlanmaktadır. Son söz olarak diyebiliriz ki, Cezeri, ilim tarihine  sibernetiğin kurucusu olarak kaydolmuştur.”

MUSTAFA BEHÇET

Eğitiminin bir kısmını İtalya’da yapmıştır.  Hekimbaşılığı döneminde Batılı anlamında bir tıp okulunun kurulması için önayak  olmuş ve 14 Mart 1827 tarihinde Tıbbıye-i Şâhâne adı altında yeni bir tıp okulu  açılmıştır burada dersler Fransızca’dır. Ders programları, Fransa’daki tıp  okullarının programları örnek alınarak hazırlanmıştır ve içinde anatomi,  fizyoloji gibi dersler bulunur.. Mustafa Behçet Efendi’nin çeviri ve telif  eserleri bulunmaktadır. Çevirilerinden birisi, 18. yüzyılın meşhur doğa  bilimcisi Buffon’un meşhur eseri Doğa Tarihi adlı eserinde evrenin yaradılışı  hakkında bilgi verilmektedir. Diğer bir çevirisi ise, Fizyoloji Çevirisi adını taşır; bu eser de yine 18. yüzyılda  Caldani tarafından yazılmış Fizyoloji  (Fisiologica) kitabının çevirisidir.
Mustafa Behçet’in  çevirilerinden biri de, çiçek aşısı ile ilgilidir. Çiçek Aşısı Risalesi’ni  Joseph Marshall’dan çevirmiştir. Burada inek çiçeğinden alınan örneğin aşı  olarak kullanımı hakkında bilgi verilmektedir. Mustafa Behçet Efendi’nin Frengi Risalesi adında bir çevirisi daha  vardır; bu çeviri, Johann Piech’in bu hastalığın tedavisi ile ilgili eserinden  yapılmıştır. Bilindiği gibi, bu hastalık 15. ve 16. yüzyıllarda ortaya çıkmış  ve özellikle liman kentlerinde görülmüştür. Osmanlılarda ise, bu hastalığa daha  çok 19. yüzyılda rastlanmıştır. Ayrıca süt çocuklarında görülen ve kışrıyye adı  verilen hastalıkla ve kolera ile ilgili birer risalesi daha bulunmaktadır.

 

FARGANİ

Ahmed  el-Fergani (798 doğumlu) büyük bir gökbilimci, matematikçi ve coğrafyacıydı.  Astronominin ilkeleri başlıklı çalışması ona dünya çapında bir ün getirdi. O,  İspanya Cordoba’da bir bilim merkezi oluşturdu ve bir üniversite kurdu. Batı’da  Alfraganus adıyla tanınmıştır. 1999 yılında UNESCO’nun himayesinde tüm dünyada  Ahmed el-Fergani’nin 1200. doğum yıl dönümünü kutlandı.
Fargani’nin  ismi ayda bulunan 20 km.  çaplı bir kratere verilmiştir.

 

 

 

 

CAHİT ARF

1910 yılında Selanik’te  doğan Cahit Arf, Ecole Normale Superieure’de yüksek öğrenimini tamamladı  (1932). Galatasaray Lisesi’nde matematik öğretmeni, İstanbul Üniversitesi’nde  Fen fakültesinde doçent adayı olarak çalıştı. Göttingen Üniversitesi’nde  (Almanya) doktarasını yaptı (1938). 1939′dan itibaren İstanbul’da Fen fakültesi  matematik kısmındaki görevine devam etti. 1943′te profesör, 1955′te de  ordinaryus profesör oldu. 1948 yılında İnönü Ödülünü kazandı. Bu arada Mainz  akademisi muhabir üyeliğine seçildi. 1962′de emekliye ayrıldıktan sonra bir yıl  Robert Koleji’nde öğretmenlik yaptı. Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırmalar  Kurumu bilim kolu başkanlığına seçlidi (1964). Princeton’da, Institude for  Advanced Study’de araştırmalar yaptı (1964-1966). California Üniversitesi’nde  ve Berkeley’de misafir öğretim üyesi olarak bulundu (1966-1967). Amerika’dan  dönüşte Orta Doğu Teknik Üniversitesi matematik bölümü öğretim üyesi oldu  (1967). Cebir ve sayılar teorisi ile elastise teorisi alanlarında başarılı  çalışmalar yapan Arf, yirmiden fazla orjinal yayında bulundu. Matematik  literatürüne “Arf Halkaları, Arf Değişmezleri, Arf Kapanışı” gibi  kavramların yanısıra “Hasse-Arf Teoremi” ile anılan teoremler  kazandırmıştır.

İBRAHİM  HAKKI ( 1703 – 1780 )

Büyük bir sosyolog, psikolog,  astronom ve fen adamı. En ünlü eseri marifetnâme de , Burçlardan, insan  fizyoloji ve anatomisinden bahsetmiştir. Karakterle insan yapısı arasındaki  sıkı ilişkiye dikkat çekmiştir. Bu gun hala tartışılmakta olan çehre ve kafa  yapısı ile beden yapısı arasında sıkı bir ilişki olduğuna inanır.
Batlamyus ve Copernicus kuramları hakkında detaylı bilgi vererek  gezegenler, yere olan uzaklıkları, burçlar, diğer yıldızların ve gezegenlerin  Güneşe göre pozisyonları, doğu ve batı yarıkürelerinin haritalarını  çok net olarak çizerek  ayrıntılı bilgiler vermiştir. Avrupa, Asya ve  Afrika kıtalarını çok iyi bir şekilde gösterebilmiş ve aritmetik, geotmetri,  astronomi ve astroloji, denizlerin ve karaların yararları, iklimler, astronomi  sistemleri, madenler, bitki ve hayvanlar alem ve evrim konusunda bilgiler  vermiştir.

 

İTAKİ

17.  yüzyılın önce gelen hekimlerindendir. Anotomi konusunda yazdığı Teşrih-i Ebdan  (Bedenlerin Anotomisi) adlı eseriyle tanınmıştır. Bu eser Osmanlı  İmparatorluğunda kaleme alınmış ilk renkli resimli anotomi kitabıdır. Dokular  hakkında açıklamalar yaparak, solunum, sindirim sistemleri gibi vücuttaki  çeşitli organlar ve sistemler hakkında ayrıntılı bilgi vermiştir. Eserlerinde  hem doğu hem de batılı eserlerden yararlanmış ve sinir sistemi şemalarını  kendisi çizmiştir.

Tam ismi ;   Ebu Ali El -  Hüseyin İbn-i  Abdullah İbn-i Sina olan İbn-i Sina  980 yılında Buhara kenti yakınlarında  Afşene (Bugünkü Özbekistan)’de doğmuştur.  5 yaşında eğitime başlamış, 10 yaşında Kur’an ve Temel  Bilimlerde  deneyimli olmuş ,  o  dönemin ünlü filozofu  Ebu Abdullah  Natili ile birlikte Mantık çalışmıştır, bu konuda Farabi’nin El-İbane adlı  eserini okumuştur,  Euclides’in Elementler , Batlamyus’un El  Mecesti’si  gibi  hem Yunan  felsefesini, hem İslam felsefesini çalışmıştır.    16 yaşında tıp ve fizyoloji öğrenmeye başlamış   18 yaş gibi  genç bir dönemde yaşadığı bölgede çalıştığı konularda otorite haline  gelmişti.  Samanoğulları’ndan Buhara  Emini Nuh İbn-i Mansur’u tedavi etmiş  ve bunun sonucunda saray hekimi  olmuştur.  Saray kütüphanesinde dönemin din, Arap edebiyatı, geometri,  matematik, fizik, mantık ve felsefe bilgilerini inceleme fırsatını bulmuştur.  Hamedan Emiri Şems’üd  Devle’nin  karınağrılarını tedavi etmiş ve onun veziri olmuştur. Politik çekişmeler  sonucunda sağlığı bozulmuş ancak çalışmalarına gayretle devam etmiştir. Bir ara  ordudaki subayların başkaldırmaları yüzünden gözden düşmüş, sonra tekrar 6 yıl  vezirlik yapmıştır. 1021’de Şems’üd Devle ölünce, İsfahan emirine yazdığı  mektup nedeniyle hapse atılmıştır. 4 aylık bir hapisten sonra, l023’te  İsfahan’a gitmiş ve yaşamının bundan sonraki yıllarını burada geçirmiştir. 18  Haziran 1037 ‘de Ramazan ayının ilk Cuma günü 57yaşında Hamedan’da vefat etmiştir.

KAYNAK:http://www.tubav.org.tr

Bu yazılara da göz atmak ister misiniz?

Resim1
Kentsel dönüşüm sürecine ilgi yoğun
Çevre ve Şehircilik Bakanlığının kentsel dönüşüm projeleri kapsamında vatandaşlar deprem risk raporu almak için sıraya...
4 hafta önce yayınlandı.
nakliyat
İtalya Nakliyecilik
Ülke dışına çıkarmak istediğiniz eşyalarınız ya da ürünlerinizin kaliteli ve güvenilir bir şekilde nakliye edilmesine...
2 ay önce yayınlandı.
213_Beton-teras-4-(1)
Zeminden Su Alınmasına Son
Evlerin veya iş yerlerin zemin katlarında meydana gelen sorun, zeminden sıvı alınmasıdır. Aynı durum sıklıkla...
2 ay önce yayınlandı.

Bu yazıya 20 yorum yapılmış.

  1. valla süper bi site aradığım herşeyi burda buldummm. ödevim tamı tamını 5 sayfa tuttu!!!!!=D

  2. ödevi mi tamamladım artık hep bu sayfaya gircem tam 4,5 sayfa yazdım

  3. begendim……….

  4. hiç beyenmedim aradığım şey yok :(

  5. thank you

  6. biraz daha bilgi olursa daha ii olur

  7. tesekkürler cok yardımcı oldu bir daha her ödev olduğu zaman bu siteye girecegim :)

  8. süper ben bayıldım çok işime yaradı bu siteyi arkadasım nazlıcana da tavsiye edicem

  9. çok işime yaradı çok sağolun :)

  10. bana çok yardımcı oldu teşekkürler emeği geçen herkese….. :)

  11. çok güzel bir site tşk edrm

  12. cok guzzelll

  13. tesekkurler işime yaradı turkce=100 oleeeeey

  14. çok güzel bir site.Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.

  15. bence biraz daha bilgi olmalı

  16. çok güzel ellerinize sağlık afyet olsun asdfghjk

  17. gerçekten iyi bi sayfa tarih hocalarının verdiği performans ödevini bu sayfada rahatlıkla bulabildim :) )

  18. abii çok iyi yaaaaa

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?